0 yorum var - 06 Eylül 2007 23:47
1724-1804 EMANUEL KANT-ALMAN İDEALİST FELSEFESİ
Özellikle Kant çağdaş sanat ekollerinin bir çoğunun düşünsel temellerini oluşturan dünya görüşlerini yazan, konuşan bir düşünür. Kant'ta eleştiri getirecekfelsefelerini oluşturmuşlardır. Çağdaş sanat kuramları içindeki bütün biçimci sanat kuramları Kant'a dayanır. Kant'ın estetik teorileri bütün çalışmalarının çok küçük bir parçasıdır. Genellikle aklın kuralları ile ilgilenen Kant pozitivist felsefe anlayışına yenilikler getirmiştir.
Kant'ın en olgun estetik teorilerini Yaratıcı Aklın Eleştirisi adlı eserinde buluyoruz. Kant estetik teorilerini oluştururkn iki dönem geçirmiştir. Asıl 3. dönemi Yargı Gücü(kitap) adlı insanların beğenileri bağlamındaki sanatın görevini içermektedir. Kant'ın en temel yorumunu şöyle yapabilirz; Kant 19.yy. tartışmalarında yer alan ''Sanat İçinde Sanat'' teorisinin babasıdır.DEHA--SANAT<----BEĞENİ--DOĞA Kant'a göre sanattaki güzellik ile doğadaki güzellik asla aynı değildir. Sanat asla doğa güzelliği veya doğa güzelliğinin yansması değildir. Sanat yeniden bir doğa yaratmakdır. Bunu savunurken, doğa güzelliğini reddetmez. Doğrudan doğruya bireyin, insanın yaptığı yeni bir doğa anlamını verir, Kant'ın düşüncesine göre.
İkinci Savı; Sanat insanın yaracılığının (dehasının) zihinsel oyunudur. Dolayısı ile Kant kesinlikle sanatı doğrudan doğruya deha bireyin yarattığı bir ürün olarak görüyor, asla doğanın bir parçası değil, doğayı yeniden yarattığını ve oyun olarak bunu yaptığını söylüyor. Kant sanata kendiinden başak hiçbir amaç yüklemiyor, onu dehanın zihinsel bir oyunu gibi niteliyor.
Not: Kant diyor ki: Düşünsel olarak yaratr, ama düşünsel olarak yaratılanın nesneye dönüşmesi için bir teknik gerekir. İşte bu tekniği akademik anlamda öğrenmesi gerekir sanatçının. Öyleyse Kant sanatın bu anlamda öğrenilebilirliği üzerinde duruyor.
Kant idealist felsefe içerisine estetiği içerirken, estetiği doğa güzelliğinden ayrı tutuyor. Doğuştan deha olan insanın sanat yapabileceğini kabul ediyor. Sanaa sanattan başka hiçbir anlam verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu arada doğa güzelliğini de yok saymıyor.
Kant Tin'i öz anlamında kullanıyor. Diyor ki, sanat dehanın düşünsel bir oyunudur, ama eğer bu oyun belli bir öze sahip değilse asla sanat niteliğini taşımaz. Bu öz içerik değildir, sanatçının biçime yüklediği kendi anlamıdır. Doğanın bile bir özü vardır, bu öü tanrı katmıştır ona. Sanatın özünüde sanatçı katar. Bu öz doğrudan doğruya sanatçının şiirsel fikridir. Hiçbir sanat ürünü anlaşılmak için yapılmamıştır. Çünkü deha anlaşılmak konusunda her zaman doğa ile mücadele halindedir.
Beğeni Kant'a göre, bireyin düşüncelerinde hoş, iyi, yüce duygularının zevk alma, acı çekme duygsunun ortakalgılamasıdır.(insan zevk alır, acı çeker bu özellikler soluk almak,düşünmek gibi insana ait kopmaz bir özlliktir. Her insan acı çeker,zevk alır. Beğeni ise insanın hoşlanma, yüce ve iyi duygularını ya zevk alma ya acı çekme düzleminde değerlendirmesidir.)
Sanat beğeni ile bağımlıdır. Aynı biçimde bireyin bu (yüce, hoşlanma....) özelliği dehanın ürünü olan sanat eserinde izliyor. Birey herhangi bir sanat ürününü izlerken kendi acı çekme ya da zevk alma yetisini öyle düşünsel bir anlamda algılıyor ki ona mutlaka bir anlam yüklüyor. Doğanın yargılanması daha kolaydır. Hiçbir zaman karmaşık bir düşünce oluşturmaz.
Kant şöyle diyor: Bireyin beğenisi doğaya yönelik olduğu zaman bir çeşitlilik gösterir, sanata yöneldiği zaman bir standart gösterir. Eser böyle olmasaydı sanatın evrenselliğinden söz edemezdik.
Beğeni ile deha karşı karşıya geldiğinde özveride bulunan beğeni değildir, dehadır. Beğenilmek istemeyen bir sanatçının olması mümkün değildir. Her sanatçı o düşünsel oyununu paylaşacak bir birey arar. Bu düşünsel oyunu yaparken beğeniyi düşünür. Kant'a göre her oyun paylaşılan bir oyundur. Hiçbir oyun tek başına oynanamaz. Tek başına oynanan bir oyun hiçbir zaman bireye tat vermez. İşte deha da düşünsel oyununu oynarken bireyin beğenilerine de yönelmek zorundadır. Amam bu insanların istediği gibi yapmak anlamında değildir. Bu şu anlamdadır, en azından bir takım insanların paylaşabilecek kadar bişr beğeniye ulaşmaktadır. Dünya gerçekliğine yaklaşmak anlamındadır bu.